Farklı Bir Lider Türkmenbaşı
Osman Mahdum
Görsel ve yazılı basın modern dönemde toplumların demokratikleşmesinde önemli işlevleri yerine getirmektedir. Basının şeffaflığı sayesinde bireylerin doğru haberlere ulaşma hakkı sağlanmış olmakta ve basının elinde bulunan kamuoyu baskısı oluşturma gücü, zaman zaman iktidar tarafından basının manipüle edilmesine yol açmakta. İstenileni doğru ve istenilmeyeni yanlış gösterme, günümüz Türkiye basınının da en ciddi açmazlarından birisidir. Elinizdeki kitapta da gerek Türkiye gerekse Dünya basınında günlerce yer alan Türkmenbaşı’nın eylemlerinin nasıl çarpıtıldığına tanık olacaksınız.
“Türkmenbaşı renkli bir kişiliğiyle özellikle yabancı basın organlarını çok meşgul eden birisiydi. Yapmış olduğu icraatlar, yapmış olduğu devrimler ve inkılâpları yadırgayan yabancı basın mensupları, daima kendilerine göre yorum yaparak yanlı haber yapmaya çalıştılar….
Türkmenbaşı buz pistinin temelini atarken Türkmen dilinde ‘’Buz Sarayı’’ yani buz pistini kast etmişti. Oysa bazı gazeteciler, Türkmenbaşı 60 derece sıcaklığın altında buzdan saray yaptırıyor diyerek spekülatif haberciliklerini konuşturdular. Disneyland haberinde de Türkmenbaşı aynı Disneyland gibi büyük bir park kurulmasını, parka Türkmen masal kahramanlarının heykellerini yaptırmasını istemişti.”
Elinizdeki kitapta Osman Mahdum, Türkmenbaşı’nın gerçek kimliği ile sizi buluşmaya çağırıyor.
.........................................................................................................
Yüz Toprak Şiir
Hayrettin Ökçesiz
Taptığımız bahar
Uçtu avuçlarımızdan
Bir buzullar ülkesine”
Birkaç sözcük, bir imge, zihin dünyamızda yeni kapılar açıyor ve yeni bağlara, bahçelere sürüklüyor bizi. Öylesine güçlü bir tesiri var ki mısraların, onlarca sayfayı bir sözcükte topluyor. İnsan olmanın tadına, yaşamın farkına, nefes almanın o olağanüstü büyüsüne kaptırıyor mısralar.
Bu duygulanım, bu yaşantı hissedildiği oranda, şair olunuyor hatta belki şair doğuluyor.
Sözlerin senin değilse bırak
Suskunluğun taşısın
Nehrin öte yanına bizi
Sessizliğini ışığın
Sevmez misin?”
.........................................................................................................
Türkmen Kültürü ve Türkmenlerin Sosyo-İktisadi Düşüncesi

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Dinç-Yrd. - Doç. Dr. Ramazan Çakır
Selçuklu Devleti’nin 13. asır sonlarıyla 14. asır başlarında yıkılışından bu yana merkezi devlete sahip olamayan Türkmen halkı, Çarlık döneminde Rusların Türkmen topraklarını 1881 yılında işgaliyle, 36 yıl Rusya’nın boyunduruğu altına girmiştir. 1917 yılında yapılan devrimle Çarlık yönetimi yerini sosyalist sisteme bırakmıştı. SSCB’nin dağılması ile, yaklaşık 700 yıldır devlet kuramamış Türkmen halkı 27 ekim 1991 yılında bağımsız devletini kurmuşlardır.
Hemen yanı başımızda yaşayan, çok güçlü kültürel ve sosyal bağlarımızın olduğu Türkmen halkını maalesef çok az tanıyoruz. İçine sıkıştığımız günlük olaylardan sıyrılıp, komşularımıza ve dünyaya bakmalı, daha geniş ufuk sahibi bir toplum olmanın yollarını aramalıyız.
Elinizdeki kitap, tarihiyle, gelenekleriyle, toyları ve cenazeleriyle Türkmenler hakkında bize geniş bir pencere açıyor. Çarpıcı tüm bu kültürel öğelerin arkasından iki önemli düşünürleri; Azadi ve Mahtumkulu’yu enine boyuna ele alıyor yazarlarımız.
.........................................................................................................
Toprak Devri Asileri

S. Şahin Doğan
“Türkiye, insanlık tarihinin( herhalde!) geçirmek zorunda olduğu değişimleri, neredeyse hiç insiyatif kullanmadan birilerinin peşinden izlemeye çalışıyor. İçinde yaşadığımız ortam olgunlaşıp doğal ömrünü tamamlayamadan sözde “çağa” uyduruluyoruz. Tabii, eski sistemin ruhumuza işleyen karakterini silip atmak kolay değil. “Değişelim” derken garabet bir topluma dönüşüyoruz. Değerler alt üst oluyor. Eskiden şey neydi, yeni olan ne? Şaşırıyoruz. Bazıları duruma hemen adapte oluyor. Ama onların dili, beğenisi, tavırları sanki başka dünyaların kopyası. Belki de bize öyle geliyor, yadırgıyoruz. Bu durum ister istemez edebiyat dünyasına da yansıyor. “Eski” hayatımızın hikayesi yeni nesile aktarılamadan, neredeyse karanlıkta yitiyor. Sanki öyle bir hayatı hiç yaşamadık!
Ben işte bu “eski” dünyamızın değinilmemiş çok küçük bir bölümünü kurtarmaya çalıştım. Okur “İyi ki kurtarmışsın” derse, görevimi yapmış sayacağım.”
Yazar S. Şahin Doğan kitabındaki dört öyküsüyle değişmeyeni veya değişemeyeni okura anlatıyor. Geçmiş dönemlerin değerleriyle yüzleşmek için okunması gereken bir kitap.